top of page

Sosyal Medya ve İK

  • 8 Oca 2017
  • 2 dakikada okunur

Büyük şehirlerde daha fazla olmak üzere… Uykusuzluk, kötü ve sağlıksız beslenme, trafik, kirli hava, yeşilin azlığı, toplu taşıma eziyeti (pis kokular, pis insanlar, toplu taşımaya uygun olmayan araçlar), genel olarak sıkışıklık, zamanın boşa harcanması, sinir ve stres. Dayak yemiş gibi yaşıyoruz günlük hayatı.

İşimizde çoğunlukla mutlu değiliz. Birilerinin gönlünü eğlendirmek zorundayız. Hiçbir şey üretmiyoruz, hiçbir şey öğrenmiyoruz. Üstelik iyi de bir yaşam standardı sağlamıyor kazancımız.

Dahası ekonomi kötü, paranın değeri kalmadı, hayatın değeri kalmadı, siyaset ikiyüzlü, dünyanın gidişi gidiş değil, terör, bitmeyen ve artan terör, sizin gibi düşünmeyen ve yaşamayan insanlar, aptal insanlar, kafasız insanlar (böyle düşünüyoruz pek çok insan hakkında, hadi dürüst olalım).

Bir tepki vermeniz doğal. “Size göre doğru olanı” açıklamanız, paylaşmanız hakkınız. Amma küfürlerinizi, bela okumalarınızı, lanetlemelerinizi internet ortamlarında yazar paylaşırsanız, işte başınız belada. Olmalı da. Kamuya mal oldu artık o beyanlarınız. Mahremiyetiniz, “gizlilik” kalmadı.

  • Anonim hesaplar kullanıyorsanız küfür ederken, ortada bir suç varken, birilerinin canı yanmışken, hayatlar kaybedilmişken o “oh olsun”larınızla suç işliyorsunuz. Suçu ve suçluyu yüceltiyorsunuz.

  • Adınız sanınız belli ve bunu bile bile atıp tutuyorsunuz. Hem kendinizi hem işinizi, işvereninizi tehlikeye atıyorsunuz.

Çalışan olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak “Özel Hayatın Gizliliği” ve “İletişim Hakkı ve Gizliliği” gibi iki tane güzel hakkınız var Anayasa ve Medeni Kanun’a göre (Şimdilik!). Ancak ister anonim hesapla, ister kim olduğunuz belli bu haklarınızı kullanırken kamu barışına aykırı suçlar[1] işlerseniz üzgünüm ama işiniz bitik. Konunun bireysel boyutuna daha sonra dönelim. Önce İK.

İşverenlerinizin sizi yönetme ve gözetme hakkı var. Firmanız, imajı ve saygınlığı için size, internette “suç teşkil edecek” paylaşımlar yapma yasağı getirebilir. Ki getirmelidir de. Sizi ayrıca bireysel olarak neyle karşı karşıya kalabileceğiniz konusunda bilgilendirebilir. Ki bilgilendirmelidir de.

“Eğitim ve Geliştirme” bence İK’nın en önemli işlevi ve bu işlev her fırsatta kullanılmalı. Çalışanlara sosyal medya kullanımı ile ilgili eğitimler düzenleyin. Bir saati bile almaz konunun uzmanı bir avukatın gelip neyin ne olduğunu/olabileceğini çalışanlarınıza anlatması. Bir an önce yapın!

İşyeri kitapçıklarına sosyal medya kullanımı ile ilgili maddeleri ekleyin. “Okudum, anladım” ile hem okutun anlaşılmasını sağlayın hem de kendinizi güvenceye alın. Ucu açık bir şey kalmasın. Ancak ölçülü olun, özel hayata ve ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilecek şeyler yapmayın.

İşveren veya İK olarak profesyonel yardım ve danışmanlık alabilirsiniz. Çünkü bunlar teknik ve son zamanlarda gördüğümüz de üzere hassas konular.

Değerli bir okuma tavsiyesi: Taneri, G. (2016). Sosyal Medyada Paylaşım Sorumluluğu. TAAD, Yıl: 7, Sayı 24 (Ocak 2016).[2]

Bireysel tarafına geri dönersek, kişisel verilerin korunması ilkesi bir suç işlediğinizde işe yaramaz. Anonim hesap bile kullansanız sizi kurtarmaz.[3] [4] Yani doğru ve iyi olan şeyi, doğru ve iyi olduğu için yapmak önemli. Yasaklar ve cezalar nedeniyle değil.

Eğitimli kişi, davranışının sonucunu bilen ve bu sonuca katlanmaya hazır olan kişidir. Eğitimden ve doğru olan şeyi yapmaktan vazgeçmemek üzere…

Önemli not: Bu konu ahlak ile de yakından ilgili. Benim inandığım anarşizmde kanuni bir yaptırım gerekmez. İnsanlara dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplerle ayrımcılık yapılamaz. Hakaret edilemez.

Yorumlar


Etiketler

insan kaynakları ik

anarşi anarşizm anarşist

 

hr human resources
anarchism anarchy

Takip et
  • Twitter Social Icon

Also Featured In

    Like what you read? Donate now and help me provide fresh news and analysis for my readers   

PayPal ile Bağış Yap

© 2023 by "This Just In". Proudly created with Wix.com

bottom of page