top of page

Hangi Anarşizm? Hangi İK?

  • 15 Oca 2017
  • 5 dakikada okunur

Şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist, eleştirmen ve en sevdiğimiz Attilâ İlhan’ın (1925-2005) denemeleri vardı hatırlarsanız. Hangi Sol, Hangi Batı, Hangi Sağ, Hangi Atatürk, hatta Hangi Seks. Zihin açıcı, bilgilendirici, tabu yıkıcı.

Anarşizmin olabildiğince kısa (insanlar okumuyor, hele bir ekranda hiç okumuyor) tarihçesini yazarak başlamak istemiştim bloğa başlarken. Ama zaten o kadar çok yazılmışı var ki vazgeçtim. Zaten derdim gerçekten uzun ve sıkıcı bir literatür değerlendirmesi yapmak değil. Madem öyle, biraz kahve adabıyla olaya yaklaşalım.

Karl Marx (1818-1883, Alman filozof, politik ekonomist ve devrimci) gerçekten önemli biri. Şu açıdan önemli: Her şey ekonomiyle ilgili ve siz ekonominin politiğini merak ediyorsanız, bir başlangıç noktası. Aynen anarşizmi merak ettiğinizde bakmanız gereken ilk kişi olduğu gibi. Ha O’nun öncesinde anarşizm vardı ama O komünizmi ortaya koyduktan sonra sular hiç durulmadı.

Komünist Manifesto (1848) ve Kapital (1867-1894) eğer bu işin içindeyseniz, öğrenci veya akademisyen olarak, okumanız gereken kitaplar. Ama sıradan biri, meraklı ama üşengeçseniz özetleri yeterli. Malum biraz kalın kitaplar.

Marx, komünizmi sınıfsız bir toplum olarak ortaya koyar. Malum yaşadığı dönemde kapitalizm en vahşi haliyle hayattadır, işçi sınıfı gerçekten sömürülmektedir (maden işçiliği yaşının 4’e indiğini düşünün. Evet, bildiğiniz 4 yaş!) ve zaten işçi sınıfı Endüstri Devrimi öncesinin köylü sınıfıdır. Hani şu toprakla birlikte alınıp satılan.

Her neyse. İşte bu sınıfsız toplum yapısına geçerken ara bir dönem yaşanacağını söyler Marx: Proletarya Diktatörlüğü. İşçi sınıfının kurduğu bir diktatörlük ve diktatörlük tahmin ettiğiniz gibi (muhalif basını takip ediyorsanız bu ara çok kullanılıyor) kötü bir yönetim.

Madem sınıfsız bir topluma geçeceğiz, ben zaten otoriteye, hele hele diktatörlüğe tamamen karşıyım falan fıstık, bu görüş daha ilk günden başlayarak eleştirilere ve karşı çıkmalara maruz kalmıştır. (Bazen sağ düşünce tarzının çoğunlukla ne kadar sade olduğunu düşünüyorum ve imreniyorum.)

Anarşizm, Antik Yunanca “archos” (yönetici) sözcüğüne olumsuzluk eki eklenerek türetilmiş ve anlamı “yöneticisiz” demek.

Pierre-Joseph Proudhon (1809-1865, Fransız felsefeci) kendini ilk anarşist diye tanımlayan kişi. O malum eseri “Mülkiyet Nedir?”de (1840) “Mülkiyet Hırsızlıktır” diyor. Marx tabii cevapları yetiştirmiş. Ama dediğim gibi hep türünün meraklısına bunlar.

Pyotr Alekseyeviç Kropotkin (1842-1921) anarşizmin en önemli teorisyenlerinden sayılıyor. Ki kendisinin fikirlerinin çoğuna katılıyorum. Anarşist görüşlerinden dolayı yargılandığı mahkemede sınırsız özgürlüğü savunur. Sınırsız özgürlük; doğal imkânsızlıklardan ve komşuların saygı duyulması gereken ihtiyaçlarından başka sınır olmaksızın, hoşa giden her şeyi yapma, tüm ihtiyaçlarını tam olarak karşılama hakkı ve imkânıdır. Yönetim türü ne olursa olsun, kötülük; yönetim fikrinin ve otorite ilkesinin kendisindedir. İnsan ilişkilerinde sürekli olarak gözden geçirilebilir ve feshedilebilir özgür sözleşmenin; idari ve yasal vesayetin, dayatılan disiplinin yerine geçmesi idealdir. Eşitlik: fiili eşitlik, herkesten yeteneğine göre, herkesin ihtiyacına göre eşitliktir.

Diğer bazı anarşistler:

  • Max Stirner (Johann Kaspar Schmidt), 1806-1856, Alman düşünür.

  • Mihail Bakunin, 1814-1876, Rus devrimci, anarşizm kuramcısı, “Tanrı ve Devlet” (1882)

  • Henry David Thoreau, 1817-1862, Amerikalı yazar, filozof, şair, tarihçi. Thoreau “vergi direnişçisi” olarak tanınıyor ve Gezi Olayları nedeniyle Türkiye’de “bağzı” kesimlerce iyi biliniyor. “Sivil İtaatsizlik” (1849) makalesi hem dünya hem de Gandhi için önemli :)

  • Emma Goldman, 1869, Litvanya - 1940, Toronto, “Rusya’daki Hayal Kırıklığım” (1923) ve “Rusya’daki İlave Hayal Kırıklığım” (1924) kitaplarının isimleri beni deli gibi güldürmüştür.

  • Errico Malatesta, 1853-1932, İtalyan anarko komünist, aktivist yazar (“Anarşizm, insanın insan tarafından sömürüsünün ve tahakküm altına alınmasının ortadan kaldırılması, yani özel mülkiyet ve hükümetin ortadan kaldırılmasıdır; Anarşizm, sefaletin, hurafelerin ve nefretin yok edilmesidir.”)

  • Jaroslav Hasek, 1883-1923, Çek mizah ve taşlama yazarı. “Aslan Asker Şvayk” I. Dünya Savaşı’nda bir askerin başından geçen olaylar dizisini anlattığı dünyaca ünlü romanı.

  • Murray Bookchin, 1921-2006, Rus kökenli Amerikalı, özgürlükçü sosyalist, siyaset felsefecisi (“toplumsal ekoloji” hareketi önemli, belki başka bir yazıda bakarız. Ancak Bookchin Türkiye’de çok biliniyor, özellikle yerinden yönetim [özerklik tartışması] ile ilgili görüşleri nedeniyle)

  • Avram Noam Chomsky, d. 1928, Amerikan aktivist ve dil bilimci. Hani işimize gelen şeyler söylediği zaman bayıldığımız Chomsky :)

Bu kişiler benim ilk aklıma gelen anarşistler. Tabii Tolstoy gibi Hristiyan anarşistler, Ebu Zerr gibi Müslüman anarşistler, 20. Yüzyılda milyon tane dala ayrılan anarşizmden bana en yakın gelenleri anarko kapitalizm, liberal anarşizm ve yeşil anarşizm vs. say say bitmiyor.

Anarşistler özetle her türlü yönetime, tepeden inmeci yaklaşıma karşıdır. Genel olarak en naif ve şiddet karşıtı görüştür. Buradan sonrası anarşiste göre değişiyor işte. Bireysellik, eğitim ve ekonomi devreye giriyor. Örgütlü hareket, sendikalaşmaya bakış, kültür vs. İş çeşitleniyor.

Ama zaten yönetimi (ve aslında doğal olarak devleti veya üst sınıfı) reddeden bir görüş sahibi iseniz ve üstüne sizinle aynı görüşte olduğunu savunanlar gidip o devleti/otoriteyi yıkmaya çalışıyorsa terör ile yoğun bir kötüleme politikasına maruz kalmanız doğal. Anarşizmin başına gelen de bu. Türkiye dâhil her yerde her zaman terörle eşanlamlı kullanılıyor bu kelime. Yanlış, kesinlikle yanlış!

Aynı şey ateizm için de geçerli. İnandığı dinin gereğini yerine getirmeyen insanlar –buna tabi olduğu dinin kitabını okumak dâhil- sizi doğru yola getirmeye çalışırlar. Bu dini açıdan hükmetme de anarşizmin kabul etmediği başka bir şey. Din adamları da haliyle anarşizmden hoşlanmıyor.

***

Endüstri Devrimi’nin bir başka sonucu da İK. Kitle üretimi ve fabrikalar ile birlikte çalışanlar ile ilgili işlemleri yürütmek üzere personel birimleri kuruluyor. Bu birimlerin görevleri kayıt tutma ve denetim olarak ortaya çıkıyor ilk başta.

Sonra “İnsan İlişkileri Hareketi” (Hawthorne çalışmaları) ve insan odaklı yaklaşım “Örgütsel Davranış” gibi anlayışlarla bu birimler değişip “İnsan Kaynakları” birimlerine dönüşüyor. Peki ne oluyor bu dönüşümde: liderlik (kariyer planlama), motivasyon (iş tatmini) ve örgüt kültürü önemli hale geliyor. İnsan artık bir maliyet unsuru değil, önemli bir kaynak.

İK’da neler yapılıyor:

  1. İK planlama: iş gerekleri, sayı ve nitelik belirleme

  2. Personel sağlama: başvuru toplama, mümkünse en kaliteli başvurular

  3. Personel seçme: en kaliteli elemanı bulma

  4. İşe alıştırma ve oryantasyon: örgüt kültürüne uyum

  5. Eğitim ve geliştirme: hizmet içi eğitim ve kariyer planlama

  6. Performans değerlendirme: başarı getirecek tutumlar ve davranışlar

  7. Ücret yönetimi: adil ve eşit

  8. İş sağlığı ve iş güvenliği:

Şu bir gerçek, halen Türkiye’de İK departmanlarının çoğu sadece kayıt tutuyor. Özlük ve tahakkuk işlerini yapıyor. Hani puantajlar, bordrolar, sigorta işlemleri. Bu biraz ülkenin ekonomik durumuyla ve kültürel yapısıyla ilgili.

Çalışanların o işyerini tercih etmeleri veya patronların iyi çalışanları elde tutma yaklaşımları önemli. Ancak insanlar değiştikçe, işler değiştikçe, hatta pazar değiştikçe, üstüne bir de iletişim (kastettiğim daha çok sosyal medya) hızlı bir değişim yaşandığı da gerçek.

Marka işveren olmak için deli gibi bir yarış var. Hangi işletme istemez çalışanların tercih ettiği bir işletme olmayı, değil mi?

Gelecek nesil (yeni mezunlar size bir kısım önerilerim olacak daha sonra), eğitim, internetin bu gidişi, çalışma şekillerinin ve sürelerinin değişimi, krizler, devletler… İK bence çok daha önemli, çok daha işlevsel bir bölüm olacak ileride.

***

Gelelim sonuca. Ne demiştik? Anarşizm yönetime, tepeden inmeciliğe karşı bir görüş. Devletleri geçtim, devletlerden güçlü kişiler ve işletmeler varken bu otoriteyi yıkmaya çalışmak hem anarşizmin şiddet karşıtı tavrına uygun değil, hem de zaten yapılabilir bir şey değil.

Hem çalışmak gerek, hem de kazanmak. Nüfus çok fazla. İşler yeterli değil. Eğitimli insan sayısı artıyor ama o eğitimin kalitesi hep tartışmalı.

Sorun, sorun üstüne ve bir orta yol bulmak lazım. Çünkü kapitalizm artık karın doyurmuyor.

Ve aslında adı konmasa da bir yol bulunmuş sanki.

Otoriteyi yıkmak yerine yönetime ortak olmak daha önemli gibi. Çünkü bu sorunlar hepimizi vuruyor. Bu düzeni yıkmak zor, değiştirmek mümkün. Ve hissettirmeden belki, kapitalizm kendini değiştiriyor. İşletmeler değişiyor. İK değişiyor.

İKcılar takım oyuncusu arıyor artık. İşletmeler çalışanların üstlerinde otorite kurmak değil, işlerine ortak etmek istiyor. İnisiyatif kullanabilen, işbirliğine yatkın, çözüm üretebilen, liderlik edecek. Çalışanların şikâyet etmelerini değil, ses vermelerini istiyor. Farklılıkları önemsiyor. Düşünceye ve emeğe değer veriyor.

İşletmeler eleştirilebiliyor, geliştirilebiliyor. Toplumsal sorumluluklarının farkında.

İKcılar anarşistler arıyor işletmelerine. İşletmeyi ve işi sahiplenecek, düzeltecek, geliştirecek.

Hangi Anarşizm ve Hangi İK sorularına dönersek: Düzelten anarşizm, geliştiren İK tabii ki!

Kaynak:

Binici, H.İ. (2014). Anarşizm ve Tolstoy. Minerva. http://minervadergi.blogspot.com.tr/2014/08/anarsizm-ve-tolstoy.html

Göktaş Kulualp, H. (2016). Çalışan Sesliliği ile Bazı Kişisel ve Örgütsel Özellikler Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi: Öğretim Elemanları Üzerine Bir Araştırma

Tekin, O. (2012). Devlet ve Anarşizm. Altüst. http://www.altust.org/2012/08/devlet-ve-anarsizm/

Zileli, G. (1994). Türkiye’de Anarşizmin Kısa Tarihi. http://www.gunzileli.com/1994/10/24/turkiyede-anarsizmin-kisa-tarihi/

Yorumlar


Etiketler

insan kaynakları ik

anarşi anarşizm anarşist

 

hr human resources
anarchism anarchy

Takip et
  • Twitter Social Icon

Also Featured In

    Like what you read? Donate now and help me provide fresh news and analysis for my readers   

PayPal ile Bağış Yap

© 2023 by "This Just In". Proudly created with Wix.com

bottom of page