top of page

Bir Kitap: Anna Karenina

  • 5 Şub 2017
  • 3 dakikada okunur

Baştan uyarı: Kitap yorumları ağır “spoiler” içerir. O nedenle ilgili kitapları okuduktan sonra buraya bakmanızı tavsiye ederim.

Mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”

Bir kitap bu kadar vurucu bir cümleyle mi başlar? Evet, aynen öyle başlamış!

Tolstoy’un can bulduğu Levin karakterinde hayatın anlamını, ideal ilişkiyi, hatta ideal dünya düzenini, daha önemlisi huzuru arıyoruz kitapta. Levin’in içindeki huzursuzluk her satırda –en azından benim için- “aaa gerçekten var böyle bir şey” dedirtti.

Sürekli huzursuz Levin, hep kızgın, her şeyi –özellikle ilişkiler, toplumsal yapı, statü, evlilik vs.- anlamsız bulan, her şeyden nefret eden ama bu nefretinden de vicdan azabı duyan tam bir huysuz ve huzursuz.

Hoşa gitmeyen, soğuk bir şey var bende” s. 143

Hoşnutsuzluk ve çoğunlukla somut bir sebebi olmayan utanç duygusu, yalnızlık, avarelik, ne yapsa bir şey yapmamış/başarmamış olduğunu düşünme, zamanı boşa harcamış olma kaygısı, inat, her zaman doğruculuk, işin içinden çıkamayınca başkasını –çoğunlukla yakınındakini- suçlama, herkes için faydalı şeyler yapmayı isteme ama hep sonunda o “yetersizlik” hissi…

En önemlisi kadınlar için, kadınlar üzerine bir kitap bu. İdeal kadın ve ideal ilişki üzerine.

Bir tarafta hayatının her anında, ilişkide olduğu herkesle bir “otorite, yönetme, üstünlük yarışı”na girme derdinde olan bir Anna var karşımızda. Kendi oğlunu nasıl bağladığına bakın kendine. Stiva’nın çocuklarını nasıl yönettiğine bakın. Ki işi bitip giderken, neredeyse umurunda olmadılar. Dolli’yi resmen manipüle edişine bakın. Kont Vronski ile ilişkisinde artık bu otorite kurma, yönetme “ölümüne” halini aldı.

Diğer taraftan bir “ortaklık” peşinde olan Kiti var karşısında. Onun Levin ile kavgası, ilişkide bir ortaklık kurma, “ben de varım” deme kavgası. Ne yönetme ne de yaranma var işin içinde. Sadece o evlilikte, o hayatta ortak olmak, dışarıda kalmamak istiyor.

Kont Vronski’nin hayatı ise ders anlamında. Kolay bir hayatı var değil mi? İş, para, yakışıklılık, çevre… Günümüze göre bile her şeyi var, her şeye sahip. Ama işte; isteklerimizin, dileklerimizin, sahip olmak için debelendiğimiz şeylerin bize bir maliyeti var. Ve istediğimiz şey ne kadar büyükse, o kadar yüksek bir bedel ödüyoruz, diyor Anna ile olan ilişkisiyle.

Adına ne derseniz deyin; aldatma veya çapkınlık veya yasak ilişki, konusunda hem kitapta hem şimdi okuduğumuz/yaşadığımız/gördüğümüz üzere kadınlar ikiyüzlü. Bu ikiyüzlülüğü Kontes Vronskaya ve Prenses Betsi başta, sosyetenin tamamında görüyoruz. Zaten kadının düşmanı, kadın değil mi hep?

Dolli’nin sekiz çocuğu var dokuz yıllık evlilikte. Onunla ilgili bölümleri okurken tekrar fark ettim: Bu kadın, kadını özgürleştiren şeyin doğum kontrolü olduğunun kanlı canlı örneği. Üstelik kadınların %80’inin doğum nedeniyle hayatını kaybettiği o zamanlar...

Ve tabii siyahların köleliğini konuşuyoruz ya hala, beyazlar da kölelikten kurtulalı çok olmadı şunun şurasında. Fransız Devrimi ve Rusya’da serfliğin kaldırılışı…

Hatta şimdiki dünya düzeninde tartışıldığı haliyle; kölelikte dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet ayrımı kalmadı belki. Belki hala devam ediyor. Acaba hangisi ideal dünya düzeni?

Kiti’nin doğum sahnesinde anlatım o kadar yavaşladı ki, bayılıyorum böyle yazabilen yazarlara. Levin’in aklından geçenler, çaresizliği, kahramanla birlikte siz de çekiyorsunuz o çileyi, sizin de nefesiniz sıkışıyor. Vedat Türkali’nin Mavi Karanlık kitabında Korhan’ın ölümünde Nergis’in yaşadığı ölüm şoku vardı böyle. Kahramanla birlikte, kitabı okuyan siz okur için de zaman durmuştu.

Kitaptan altını çizdiğim –çok vardı ama- bazı satırlar:

işlediğim sevaplara göre bağışlama beni, yüce yürekliliğinle bağışla” s. 89

hiç kimse durumundan hoşnut değildir, aklından hoşnuttur herkes” s. 206

Rusya’yı özgürlük mahvetmiştir” s. 436

kendi başlarına düşünen herkes gibi, başkalarının düşüncelerini anlamakta kalın kafalı, kendi düşüncesine aşırı bağlıydı” s. 439

Hristiyan Anarşistlerden Tolstoy. “Tanrının Egemenliği İçinizdedir”de, din ekseninde (tabii ki Hristiyanlık) devlet, mülkiyet, askerlik, savaş ve genel olarak şiddete karşı çıkar.

Dramatik olanı “Üç Ölüm” öyküsündeki ölümlerden biri gibi olmuş ya sonu. Yanlış hatırlamıyorsam, iyileşmek için Avrupa yolculuğuna çıkan bir hanım vardı ölümlerden birisinde ve hastalık yüzünden daha yolculuğun başında ölüyordu. Yazık.

Kitabı çok beğendim. Gramer düzgün, çeviri bile olsa belli ki çok yetkin bir dille yazılmış. Ancak 3-4 yerde uzun cümleler var ve çevrilirken anlam uçmuş gitmiş. Bazı yerlerde olaylar/sahneler o kadar hızlı aktı ki “aa neredeydik, nooldu” durumu yaşadım. Ama genel olarak kurgusu iyi. Hikâye de anlatım da sürükleyici.

Yorumlar


Etiketler

insan kaynakları ik

anarşi anarşizm anarşist

 

hr human resources
anarchism anarchy

Takip et
  • Twitter Social Icon

Also Featured In

    Like what you read? Donate now and help me provide fresh news and analysis for my readers   

PayPal ile Bağış Yap

© 2023 by "This Just In". Proudly created with Wix.com

bottom of page